doruk performans enstitü Eğitim - Yönetim - Danışmanlık

Kelimeler notalara benzer. Doğru Kullanıldığında, ustanın ağzında bir şahesere dönüşür...

Turgay Biçer
Bizi Takip Edin
0216 386 79 53
Makale Detay » Özdeğer Yaşam İlişkisi…

Özdeğer Yaşam İlişkisi…

Prof. Dr. Turgay Biçer

Tarihi : 10.06.2015

Özdeğer, insan için hayati önem taşıyan önemli bir kişilik özelliği olmasına rağmen, ne yazık ki bir o kadar da yanlış anlaşılan ve yorumlanan bir kavram ve olgudur.

Özdeğer kişinin kendini kendi zihninde nasıl algıladığı, bu algıya göre nasıl bir yaşam felsefesi oluşturduğu,  neleri yapabileceğini veya yapamayacağına  kadar varan bir değer ve inançlarını oluşturan değer, inanç ve bilgilerini kapsayan olgu olarak kabul edilebilir kısaca.

Özdeğerimiz, kendimizi başkası ile kıyaslayarak bir üstünlük çabası içinde olmak, onları baskı altına almak, onları isteyerek veya istemeyerek değersizleştirmeye çalışmak, sürekli “ben” diye dolaşmak değildir. Aksine, kendi sınırlarımızı bilmek, yeteneklerimizi tanımak, yaşama olumlu, iyimser, tutarlı bakmak, başkalarını oldukları gibi kabul etmek ve saygı duymak, kimseye bilerek veya bilmeyerek zarar vermemek, öğrenmeyi, değişmeyi, gelişmeyi yaşamın merkezine almak; doyumlu, tutarlı bir yaşama yaşamaya çalışmak, sağlıklı, başarılı, ve mutlu olmayı hak ettiğini düşünmektir…

İnsanların, parasıyla, statüsüyle, sahip oldukları veya olmadıklarıyla başkalarını sürekli küçültmeye çalıştığı, böbürlendiği, kendini farklı ve üstün gösterdiği, farklılığı bir üstünlük olarak algıladığı bir dünyada özdeğer duygusundan dem vurmak kolay değildir. Hele insanlar, unvanları, statüleri, fizikleri, sahip oldukları ile övünmeyi, böbürlenmeyi alışkanlık haline getirmişlerse ve bundan da toplum nezdinde çıkarlar elde etmişlerse kolay değildir, yalın, sade, doğal ve değerler, duygular ve umutlar ile yaşamak… İnsanın bu değişikliğe gözü alışamayacaktır kolay kolay…  “Ye kürküm ye” desturu ile yetişen insanlar kürkleri olmadan kendilerini çıplak, değersiz, sefil ve yetersiz, hatta, aşağılık hissedebilir duruma göre… Bu durumda insanın kendini önce “insan olarak” kabul edebilmesi gerekir ki başkaları da onu kabul edebilsin. Kolay değildir bu yolculuk.. Birçok ezberi bozmak, sürüden farklı davranmak, başkalarının ne düşündüğünü önemsememek gerekir çok zaman. Özetle, insan tüm korkularından ve başkalarının ne dedikleri kaygısından arındığında kendini bulmuş olacaktır.

Dünya saat anlayışı içinde ortalama yetmiş yıllık bir ömre, kozmik zaman anlayışı içinde de üç saniyelik bir yaşamı olan insan oğlu için aslında “”kendisi olmak”, sahip olduğu, kelebek kadar kısa hayatı, doyasıya yaşaması gerekmektedir ki, yaşam denilen bu olgu daha da güzelleşsin ve değişsin…

İnsan değişmeden bir şey değişmeyeceğine göre, asıl felsefe de, insanın kendisini sürekli daha iyiye ve güzele doğru evrimleştirmesinde saklıdır. Ve insan her türlü zorluğu yenecek, güzelliği oluşturacak her türlü kaynak ve donanıma sahip olarak doğmuştur; özdeğer de bu nedenle önemlidir; insan anlarsa ve yükseltirse özdeğerini, dünya daha yaşanılır bir yer olacaktır. Özdeğeri yüksek bir insan nefret duygusundan arınacağına göre savaşlara doğal olarak son bulacaktır…  Özdeğeri yüksek insan enerjisini yaratıcı olarak kullanır; başkalarını kendi göbi görürü ve uzlaşı kültürüyle sosyal yaşamda fark yaratır…